Sevilmeyeceğini kabullenişin bana verdiği güç

Asla sevilmeyeceğini kabullendiğinde yaşamın boyunca sevildiğini anlayamadığın gibi yaşamaın boyunca da sevgilmeyeceğini kabullenerek önüne bakma şansı yakalarsın. Yaşadığım tam anlamıyla buydu. Daha çocuk yaşlarda sevilmediğimi ve de sevilemeyeceğimi kabul edişim bana bir güç verdi. Evet sevilmiyorum ve sevilmeyeceğim ama yaşamak da istiyorum o halde ben de yaşamımı sevilmeden ve sevilme ihtimali olmadan devam ettiririm kararı. Bu nasıl bir güç anlatayım. Sevgi aramayı bırakıp, varmak istediğiniz hedeflere odaklanma sağlıyor. İnsanları görüyorum her biri sevilme derdinde ve sevildiğini görmek için ellerinden geleni yapma derdinde. Benim de bu tür çabalarım oldu elbette ve her defasında sevilmediğimi teyid ederek ilerlemeye devam ettim. Sevgi görmeyeceğimi bana ispat eden deneyimler yaşadım ki bu da çok normal çünkü bir defa inanmışsın sevilmeye layık olmadığına.

Bunu neden yazıyorum. Az önce yaşadığım bir farkındalık.

Farkındalığı yaşadığını nasıl anlarsın?

Anladığında için sızlar ve yüreğinde büyük bir var oluş hissi ile dolarsın. Bundan çok eminim çünkü defalarda yaşadım.

Sevilmeyeceğini kabullenmişliğin verdiği gücü kendi yaşamımda kullanmayı başardım. Bu bir başarı mıdır? Evet başarıdır. Bir çocuğun ailesinden beklediği en temel istektir bu. Sevilme isteği. Kabullendiğinde ise kendini daha iyi anlama ve tanımaya başlarsın. Kabul etmişsindir ve artık önünde bir engel olmayacaktır. Sevgisizliğin bedellerini ödemeyeceğin anlamına gelmez elbette bu durum ama en azından yaşamına devam edersin.

Verdiğim karar doğru değildi, ailemin ilgisizliği, dönemsel çalkantıları, babamın nasıl seveceğini bilmemesi, annemin kendi yaşamının derdiyle boğuşma halinde olmuş olması ve kardeşimin benden 6 yıl sonra aileye gelmiş olmasının verdiği odak sapması… bir çok sebep sayabiliriz bunun için.

Sevilmeyeceğine inanmanın bedeli ise yaşamın boyunca asla sevgiye layık olduğunu anlayamamak. Bunu çok küçük yaşta kabullenmiş olmanın bedeli de sevgi kavramını yaşamın boyunca anlayamamak gibi götürdükleri ile beraber elbette. Oluşmamış bağlılık, oluşmamış sevgiye layık olduğun inancı yaşamımın tamamını zehir etmiş olsa da şimdi düşünüyorum da bir çocuk olarak başka bir varoluş seçme ihtimalim yoktu. Ya da seçebileceğim en iyi varoluş alternatifi buydu. Diğer türlüsü ya kendine zarar verme ya da başkasına zarar verme şeklinde hayata yansıyacaktı. Bu ihtimalleri de hesap ettiğimi düşünüyorum.

Ve sonuç olarak vardığım karar,

Evet ben Kürşat olarak sevilmeye layık değilim ve sevgiyi bulamayacağım, sevgiye olan ihtiyaçlarımı da en aza indirerek kendimi soyutlayıp elde etmem gereken ve yine aile yaşantımın gereği olarak bana yüklenmiş başarıları elde etmek zorundayım. Bu başarıları elde edemezsem varacağım sonuç hem sevgisizlik hem de bir köy de kendimi çürümeye bırakmışlık olacaktı.

Kabullendim, daha çocuk yaşlarda bunu kabullendim ve önüme baktım. Ders çalıştım, başarı oldum, övgüler topladım, daha da başarılı oldum, çok para kazandım. Ta ki bir gün sevgisizliğe katlanamama noktasına geldiğim ana kadar. İşin garip tarafı da o an da çok sevilen bir insan olmuş olmam ve bunu asla anlayamamış olmam. Beni sevenlerden ve kendimden özür diliyorum ama daha çok kendimden özür diliyorum. Ancak başka da seçeneğim yoktu bunu da iyi biliyorum. Bu özür hata yaptım özürü değil elbette, daha iyisini yapmaya gücüm yetmedi özürü. Bundan 8 yıl öncesine kadar fark edemediğim şeyleri fark etmeye başlamam ile kendimi yeniden sevme savaşımı başlattım.

Kendini yeniden sevmek bir savaştan beter.

Zihninize, bilinçaltınıza, bedeninize, duygularınıza iyice yerleşmiş olan sevilmeye layık değillim hissinden kurtulmanın ne denli zor olduğunu ancak bunu yaşayanlar bilebilir. Hep düşünürdüm bu süreçte, nereden geliyor, neden bağlılık hissetmiyorum, neden aksini gösteren bir sürü deneyim yaşamış olmama rağmen sevilmeye layık olmadığımı hissediyorum diye. Bugün de onu çözdüğüm gün oldu. Çok şükür.

Demek ki şöyle bir sonuca varabiliriz. Sevilmediğini ve asla sevilmeyeceğini kabullenebilmiş olmak bir güç doğuruyor. Aramayı bırakıyorsun, bunu istese bile canın, çok kolay vazgeçip kendi odağına dönebiliyorsun. Sevildiğini ispat etmek için en azından uğraşıp durmuyorsun. Bu seni yaşamda daha başarılı hale getiriyor ancak bir bedeli de var. Hayatın boyunca, aksini anlayabilene kadar da sevgiden mahrum bırakıyorsun kendini. Burası tatlı gelebilir ama dayanması zor bir durum. Yaşadıklarımı ben biliyorum ve kimse yaşasın da istemem.

Bakın bir sonraki başarım ne olacak.

https://memleketimdesaglik.com/
Facebook Yorumları

Leave a Reply

Your email address will not be published.