Değer Algısının Fiziksel Görünüme Takılı Kalması

Değer ve Değersizlik Üstüne

Değer algısı fiziksel görünümün ötesine geçmediği sürece değerli-değersizlik ikileminde bireyin mücadelesi bitmeyecektir. Değerin ne olduğunu göremeyen, bunu algılamayan birinin kendi değerini de görüp algılama şansı da bulunmamaktadır. Bu yüzden kendini ve yaptıklarını amiyane tabirle iyi pazarlayan kişilerin büyük övgüler alıp, ilgi ve alakayı kendi üzerlerine çekebildiği bir toplumu paylaşıyoruz. Kişiliğinin ne olduğunu düşünmeden göze görünen güzelliklerin peşine düşerek verebileceğimiz en yüksek değer bedellerini rahatlıkça ve hoyratça harcayabiliyoruz. İnsanın içinde bulunan bu dürtüyü doğru okuyan medya kanallarının da başarılarına imza atmasına alet oluyoruz.

Yakışıklı ya da güzel, başarılı ya da zengin biri gözümüzde çok büyürken, yakışıklı ya da güzel olmayan, başarısı görünmeyen ya da zenginliğini belli etmeyen ya da başarısız, fakir, çirkin olanları görmezden gelebiliyoruz. Görsek bile atfettiğimiz değer diğerlerinin yanında görünemeyecek hale gelebiliyor.

Görmek en büyük körlüktür!

Sürekli olarak gördüklerimizin etkisi altındayız. Bu çok fiziksel bir gerçek ve bir yandan da çok doğal. Bu yüzden göremeyenleri de yargılamıyorum. Gözümüzün görebildikleri kadarının etkisi altında yaşıyoruz hayatı ve bu bir yandan da çok doğal. Ancak bir o kadar da körlük. Cümleye şöyle bakalım, sadece gözümüzün görebildikleri kadarıyla yaşıyoruz. Bu benim için de geçerli elbette. Sırf bu yüzden bazen bilinçli olarak görmemeyi seçerim. Gözlerimi kapatır ya da gözlerimin gördüklerinin zihnimi hakimiyeti altına almasına engel olurum. Bunu yapmayı zaman içinde öğrendim. Aldığım tiyaro eğitimin de büyük faydası oldu bu süreçte. Zira algılama sadece gözlerden ibaret değil, hislerimiz var, işitiyoruz, dokunuyoruz, koku ve tat alıyoruz. Bunun daha ötesinde anlayabiliyoruz ve hatta anlamayı geçip bir başka insanın ya da bir canlının var oluşunun gerçekliğini algılayabiliyoruz. Empati olarak da adlandırabiliriz bunu. Ütopik gelebilir ama masada duran bardağı anlamakla başlıyor her şey. Yaşamı boyunca bir etkiye maruz kalmadığı sürece aynı yerde olduğu gibi durabilen bir varlık masadaki bardak. Buna benzer, dikildiği yerde yaşamını devam ettiren ağaç. Yaşamı boyunca yapabileceği sadece kök salmak, dal budak yaprak büyütmek. Bunun gibi, yaşamı boyunca bir eve ya da bir köye ya da mahalleye hapis kalmış bir birey. Sadece evine, köyüne ya da mahallesine adım atabilen biri. Ya da bir insana mahkum kalmış bir başka birey. İnsanları anlayabilmek için önce bardağı anlamak gerekiyor.

Gözlerin gördüğünün etkisinde geçirdiğimiz bir yaşam içindeyiz. Görmek ne kadar güzelse bir o kadar da değil benim açımdan. Çünkü gördüklerimiz göremediklerimizin bir örtüsü. Gören gözlerin ötesine geçebilmek için de daha fazlasını anlamaya, bakabilmeye cesaret etmemiz gerekiyor.

Değer ve Değersizlik

Gözlerinizin esiri olduğunuz sürece kendi değerinizi bilmeyi öğrenemeyeksiniz. Verdiğim örnekleri dikkatlice kendi yaşamınızda tahlil edin. Kimlere değer veriyorsun? Dürüst olun. Samimi olun. Verdiğin değerin alt bileşenleri nelerdir?

Fiziksel güzellik mi?

Başarılı olması?

Zenginlik?

Ünlü oluşu?

Başka neler var. Hangi nedenlerden dolayı bu insana değer veriyorsun. Bunu irdele kendi yaşamında. Senin için o kişiyi anlamlı kılan görünenleri kalırsak nasıl bir yaklaşımın olurdu. Peki ya bütün görebildiklerinin ötesinde bu insanı görebiliyor musun gerçekten? Zorluklarını, ikilemlerini, iki yüzlülüklerini, karanlık taraflarını, belki sapkınlıklarını, insanlığını, hassasiyetini, samimiyetini, dürüstlüğünü, tembelliğini, insanlara hor bakışlarını, kibrini, nefretini, öfkesini, şehvetini…

Bu ve benzeri özelliklerin bütünü bireyin enerji alanını oluşturu. Görünenin ötesinde kişinin enerji alanını görebiliyor musun?

Bunları gör ve tekrar verdiğin değeri belirle.

Şimdi dön ve kendine bak.

Kendine verdiğin değer bileşenleri nelerdir bunları düşün. Bir başkasına baktığın gibi kendine bak. En çok değer verdiğin ve hiç değer vermediğin insanlara bakar gibi bak kendine. Aynı kriterlerde değerlendir. Ya fazladan verdiğin değerden vazgeçeeceksin, ya değer vermediğin kişinin değerini algılayacaksın ya da kendi iç değerini daha iyi görmeye başlayacaksın.

Sevgilerimle

Kürşat Taşkın

@farkindakal

One thought on “Değer Algısının Fiziksel Görünüme Takılı Kalması

  • 3 May 2021 at 14:01
    Permalink

    Güzel bir yazı Kürşat Bey. Bakış açısı önemli bu konuda. Fakat önce şunu aşmalılar: Coelho SİMYACI kitabında bahsettiği gibi “insanlar değişmek istemez çünkü nasıl değişeceğini bilmez ve artık kendine alışmıştır.” Farketmek, kabullenmek ve eyleme geçmek şart.

    Reply

Leave a Reply

Your email address will not be published.